
Bülent Gerenler - Marmara Fayı son haftalarda yeniden dikkat çeken bir hareketlilik sergiliyor. Son 30 günlük sismik kayıtlar incelendiğinde Marmara Denizi, Tekirdağ, Çanakkale ve İstanbul açıklarını kapsayan hat boyunca onlarca küçük depremin meydana geldiği görülüyor. Bu sarsıntıların büyük bölümü günlük yaşamda hissedilmeyecek kadar düşük büyüklükte olsa da, uzun süre görece sakin görünen bölgede yeniden artan aktivite yer bilimcilerin yakından takip ettiği gelişmeler arasında yer alıyor. AFAD, Kandilli, EMSC ve diğer küresel sismik ağlarda yer alan güncel kayıtlar da Marmara’nın tamamen sessiz olmadığını ortaya koyuyor.
Son dönemde paylaşılan verilerde toplam 62 depremin kaydedildiği belirtiliyor. Bu sayı tek başına olağanüstü bir duruma işaret etmese de, depremlerin aynı tektonik sistem üzerinde kümelenmesi dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişme olarak görülüyor. Çünkü Marmara Denizi’nin altından geçen Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolu, dünyanın en yakından izlenen aktif fay sistemlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Küçük Depremler Büyük Depremin Enerjisini Boşaltmıyor
Toplumda uzun yıllardır dile getirilen en yaygın yanlış inanışlardan biri, sık yaşanan küçük depremlerin büyük bir depremin önüne geçtiği düşüncesi. Ancak günümüzde yer bilimlerinde kabul gören çalışmalar bu görüşü desteklemiyor.
Küçük ölçekli depremler, fay boyunca meydana gelen çok sınırlı kırılmaların sonucunda oluşuyor. Bu kırılmalar yalnızca birkaç metre ya da onlarca metrelik bölümleri etkileyebilir. Buna karşılık Marmara’da beklenen olası büyük bir depremde yüz kilometreyi aşabilecek uzunluktaki fay segmentlerinin aynı anda kırılması gerekiyor. Dolayısıyla birkaç küçük sarsıntının, kilometreler boyunca biriken tektonik gerilimi ortadan kaldırması mümkün görülmüyor.
Uzmanların özellikle üzerinde durduğu nokta ise fayın tamamen sessiz kalmasından ziyade yaşamaya devam eden dinamik bir yapı olmasıdır. Küçük depremler, yer kabuğundaki gerilimin farklı noktalarda sürekli yeniden dağıldığını gösterir. Bu nedenle yaşanan her küçük deprem, sistemin çalışmayı sürdürdüğünü ortaya koyan doğal süreçlerin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Marmara Neden Bu Kadar Kritik Bir Bölge?
Türkiye’de meydana gelen büyük depremlerin önemli bölümü Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde gerçekleşti. 1939 Erzincan depremiyle başlayan batıya doğru ilerleyen büyük kırılma zinciri, sonraki yıllarda birçok yıkıcı deprem üretti. 1999 Gölcük ve Düzce depremleri ise bu zincirin en önemli halkaları arasında yer aldı.
Bugün bilim insanlarının dikkatini Marmara Denizi’ne yönelten temel neden de bu tarihsel süreç. Çünkü 1999 depremlerinden sonra kırılmayan ana segmentlerden biri Marmara Denizi’nin altındaki bölüm olarak öne çıkıyor. Jeolojik, paleosismolojik ve jeodezik çalışmalar, özellikle İstanbul’un güneybatısındaki merkezi Marmara segmentinin önemli miktarda gerilim biriktirmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.
Fayın bu bölümünde GPS ölçümleriyle takip edilen yer kabuğu hareketleri de dikkat çekici sonuçlar veriyor. Anadolu Levhası batıya doğru hareket etmeye devam ederken, fayın bazı bölümleri bu hareketi serbest şekilde karşılayamıyor. Bilim insanlarının “kilitli segment” olarak tanımladığı bu alanlarda hareket engellendiği için gerilim yıllar boyunca birikiyor. Bu gerilim belirli bir seviyeye ulaştığında ise enerji büyük bir depremle açığa çıkabiliyor.
Son Dönemdeki Hareketlilik Ne Anlama Geliyor?
Marmara Denizi çevresinde son haftalarda kaydedilen küçük depremler, sosyal medyada ve kamuoyunda yeniden büyük deprem tartışmalarını gündeme taşıdı. Ancak bilimsel açıdan değerlendirildiğinde, yalnızca deprem sayısındaki artışa bakılarak büyük bir depremin yakın olduğu ya da olmayacağı yönünde kesin bir çıkarım yapmak mümkün değil.
Yer bilimciler, deprem olasılığı değerlendirilirken yalnızca meydana gelen sarsıntıların sayısını değil; büyüklüklerini, derinliklerini, birbirleriyle olan mekânsal ilişkilerini, fay üzerindeki konumlarını ve zaman içerisindeki dağılımlarını birlikte inceliyor. Bu nedenle son günlerde gözlenen hareketlilik tek başına alarm niteliğinde görülmese de, Marmara’nın aktif tektonik yapısını koruduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Özellikle Marmara Denizi’nin orta kesiminde yer alan bazı segmentler uzun yıllardır “kilitli” olarak tanımlanıyor. Bu ifade, fayın iki tarafının birbirine takılı kaldığı ve levha hareketinin serbest şekilde gerçekleşemediği anlamına geliyor. Hareket devam etmek istediği halde fay yüzeyi bunu karşılayamadığında gerilim zaman içinde birikiyor. Bu süreç onlarca yıl hatta yüzyıllar boyunca devam edebiliyor.
2025 yılında Marmara Denizi’nde meydana gelen Mw 6.2 büyüklüğündeki deprem sonrasında Alman Yer Bilimleri Araştırma Merkezi (GFZ), kırılmanın kilitli bölgeye doğru uzandığını ve bölgede gerilim dağılımının değiştiğini açıklamıştı. Kurumun değerlendirmesinde, yaşanan depremlerin fay üzerindeki stres alanını yeniden düzenlediği, bunun ise çevredeki segmentlerde yeni depremlerin olasılığını etkileyebileceği belirtilmişti.
Bu tür açıklamalar zaman zaman yanlış yorumlanabiliyor. Fay üzerindeki gerilim dağılımının değişmesi, büyük depremin hemen gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Yer bilimlerinde “stres transferi” olarak adlandırılan bu süreç, bir deprem sonrasında çevredeki bazı bölümlerde gerilimin azalmasına, bazı bölümlerde ise artmasına neden olabiliyor. Etkinin hangi segmentte nasıl sonuç vereceği ise ayrıntılı jeofizik modellerle değerlendiriliyor.

Bilim İnsanları Neden Marmara’yı Yakından İzliyor?
Marmara Denizi yalnızca Türkiye için değil, dünya genelinde en yoğun takip edilen deprem bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Bunun temel nedeni, yaklaşık 16 milyondan fazla nüfusa sahip İstanbul’un aktif fay sistemine oldukça yakın konumda bulunması.
Deniz tabanına yerleştirilen sismometreler, GPS ölçüm ağları, deniz jeolojisi araştırmaları ve paleosismolojik çalışmalar yıllardır aynı bölge üzerinde yoğunlaşıyor. Amaç yalnızca olası büyük depremi tahmin etmek değil, fayın davranışını daha iyi anlamak ve deprem tehlikesini bilimsel verilerle değerlendirmek.
Son yıllarda gerçekleştirilen deniz tabanı araştırmaları, Marmara’nın altındaki ana fayın tek parça düz bir yapıdan oluşmadığını gösterdi. Bunun yerine farklı segmentlerden meydana gelen karmaşık bir sistem bulunuyor. Bazı segmentlerde çok yavaş ve sürekli hareket gözlenirken, bazı bölümlerde uzun yıllardır belirgin bir kayma gerçekleşmediği tespit ediliyor. İşte en fazla dikkat çeken alanlar da bu kilitli segmentler oluyor.
Jeolojik kayıtlar da benzer bir tablo ortaya koyuyor. Deniz tabanından alınan tortul örnekleri üzerinde yapılan çalışmalar, Marmara’da geçmiş binlerce yıl boyunca büyük depremlerin belirli aralıklarla tekrarlandığını gösteriyor. Bununla birlikte bu aralıklar sabit değil. Bazı dönemlerde iki büyük deprem arasında yalnızca birkaç on yıl bulunurken, bazı dönemlerde ise birkaç yüzyıllık sessizlik yaşanabiliyor. Bu nedenle yalnızca geçen süreye bakılarak deprem zamanı hesaplanamıyor.
Deprem Sayısındaki Artış Tek Başına Risk Hesabı Değildir
Kamuoyunda sık karşılaşılan yanlış yorumlardan biri de belirli bir dönemde deprem sayısının artmasının mutlaka büyük deprem habercisi olduğu yönündeki değerlendirmeler oluyor. Bilimsel çalışmalar ise bunun çok daha karmaşık bir süreç olduğunu gösteriyor.
Aktif faylar üzerinde yıl boyunca binlerce mikro deprem meydana gelebiliyor. Bunların önemli bölümü yalnızca hassas sismik istasyonlar tarafından kaydediliyor. İnsanların hissetmediği bu depremler, yer kabuğundaki doğal hareketlerin devam ettiğini gösteriyor ancak tek başlarına yaklaşan büyük bir depremi işaret etmiyor.
Buna karşılık uzun süre tamamen sessiz kalan aktif bir fay da güvenli kabul edilmiyor. Çünkü bazı büyük depremler öncesinde dikkat çekici bir öncü aktivite görülürken, bazı büyük depremler hiçbir belirgin uyarıcı işaret vermeden meydana gelebiliyor. Deprem biliminin bugün geldiği noktada, belirli bir gün veya hafta için kesin zaman tahmini yapmak mümkün değil.
Bu nedenle Marmara çevresinde son dönemde kaydedilen 62 küçük deprem, “büyük deprem geliyor” şeklinde yorumlanamayacağı gibi “tehlike geçti” biçiminde de değerlendirilemez. Bilimsel açıdan söylenebilecek en net ifade, Marmara Fayı’nın aktif tektonik karakterini sürdürdüğü ve bölgenin sürekli izlenmesi gerektiğidir.
Deprem Riski Azalmadı, Hazırlık İhtiyacı Devam Ediyor
Bilim insanlarının üzerinde ortaklaştığı en önemli noktalardan biri, Marmara Bölgesi’ndeki deprem tehlikesinin ortadan kalkmadığı gerçeği. Bugün yürütülen araştırmaların büyük bölümü, olası depremin tam zamanını belirlemekten çok, fayın davranışını anlamaya ve riskleri daha doğru hesaplamaya odaklanıyor.
Bu nedenle deprem kayıtlarında görülen her hareketlilik dikkatle inceleniyor. Ancak tek başına birkaç günlük ya da birkaç haftalık sismik aktivite üzerinden kesin tahminlerde bulunulmuyor. Deprem bilimi hâlâ belirli bir gün veya saat vererek büyük depremleri öngörebilecek bir noktada değil.
Buna rağmen Marmara Denizi’nin altındaki Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde gerilim birikiminin sürdüğüne ilişkin çok sayıda jeolojik ve jeofizik çalışma bulunuyor. Özellikle merkezi Marmara segmentinin önemli bölümünün kilitli yapısını koruması, bölgenin uzun vadeli deprem tehlikesi açısından önemini koruduğunu gösteriyor. GFZ tarafından 2025 yılında yayımlanan değerlendirmede de, 6,2 büyüklüğündeki depremin kilitli bölgeye doğru uzandığı ve stres dağılımını değiştirdiği ifade edildi. Bunun büyük bir depremin hemen gerçekleşeceği anlamına gelmediği, ancak fayın dinamik yapısının sürdüğünü gösterdiği vurgulandı.
Son 30 günlük sismik kayıtlarda Marmara Denizi, Çanakkale, Tekirdağ ve İstanbul çevresinde kaydedilen çok sayıdaki küçük deprem de aynı çerçevede değerlendiriliyor. Bu hareketlilik, fayın hâlâ aktif olduğunu ve enerji aktarımının doğal süreçler içerisinde devam ettiğini gösteriyor. Küçük depremler tek başına yaklaşan büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmese de, “tehlike geçti” şeklinde yorumlanmaları da bilimsel verilerle örtüşmüyor.
Uzmanlar bu nedenle tartışmayı yalnızca deprem sayısı üzerinden yürütmenin doğru olmadığını belirtiyor. Asıl önemli olan; yapı stokunun güçlendirilmesi, güncel deprem yönetmeliklerine uygun binaların artırılması, erken uyarı ve izleme sistemlerinin geliştirilmesi ile bireysel afet hazırlıklarının ihmal edilmemesi olarak öne çıkıyor.
Marmara’da yaşayan milyonlarca kişi için en gerçekçi yaklaşım, depremi beklemek yerine depreme hazırlıklı olmak olarak görülüyor. Çünkü fayın ne zaman kırılacağını bugünkü teknolojiyle söylemek mümkün olmasa da, aktif bir tektonik sistem üzerinde yaşamaya devam edildiği bilimsel olarak bilinen bir gerçek olmayı sürdürüyor. Bülent Gerenler - Teknoloji Medya

Güncel Haberler
Teknoloji Gündemi
Telefonu Düzenli Olarak Yeniden Başlatmak Neden Önemli? Performans Ve Güvenlik Açısından Bilmeniz Gerekenler
Telefonu düzenli olarak yeniden başlatmak yalnızca performansı artırmıyor, aynı zamanda gelişmiş şifreleme mekanizmalarını yeniden devreye alarak güvenliği de güçlendiriyor. Android ve iPhone kullanıcılarının bilmesi gereken teknik ayrıntıları derledik. Telefonu Düzenli Olarak Yeniden Başlatmak, yıllardır teknoloji...
Hiroşima Atom Bombasının Kalıntılarında Daha Önce Görülmeyen Bir Metalik Alaşım Keşfedildi
Hiroşima atom bombası sonrasında oluşan kalıntılar üzerinde yapılan yeni araştırma, doğada daha önce tanımlanmamış çok bileşenli bir metalik alaşımı ortaya koydu. Science Advances'ta yayımlanan çalışma, aşırı sıcaklığın maddeleri nasıl yeniden şekillendirdiğine dair önemli ipuçları sunuyor....
Yapay Zeka Şarkıları İçin Küresel Liste Kuralları Değişebilir
Yapay zeka şarkıları için müzik sektörünün en büyük şirketleri yeni bir düzenleme talebinde bulundu. Sony Music, Universal Music Group ve Warner Music Group, Billboard ve Spotify gibi listelerde insan üretimini esas alan yeni kuralların uygulanmasını...
iPhone Air 2 Hakkında İlk Bilgiler Ortaya Çıktı: Beklenen Beş Büyük Yenilik
iPhone Air 2 için paylaşılan ilk bilgiler, Apple'ın 2027 yılında tanıtmayı planladığı ince tasarımlı modelde kamera, işlemci, bağlantı teknolojileri ve bellek tarafında önemli güncellemeler hazırladığını gösteriyor. iPhone Air 2, Apple'ın ince gövdeli akıllı telefon serisini...
Microsoft 365 Copilot İçin Kritik Word Açığı: Gizli Komutlar Belgeler Arasında Yayılabiliyor
Microsoft 365 Copilot üzerinde tespit edilen yeni güvenlik açığı, Microsoft Word belgelerine gizlenen görünmez komutların yapay zekâyı etkileyerek içerikleri değiştirmesine ve aynı talimatları yeni dosyalara taşımasına neden olabiliyor. İşte araştırmanın ortaya koyduğu teknik ayrıntılar ve...
ChatGPT Health ABD’de Geniş Kapsamlı Kullanıma Açıldı: Sağlık Verileri Artık Yapay Zekâ İle Doğrudan Paylaşılabilecek
ChatGPT Health artık ABD'deki yetişkin kullanıcıların erişimine açıldı. Apple Health ve tıbbi kayıt entegrasyonu sunan yeni sistem, GPT-5.6 Sol modeliyle çalışırken sağlık tavsiyeleri nedeniyle devam eden davalar da gündemde yer alıyor. ChatGPT Health, OpenAI tarafından...
Microsoft MAI-Image-2.5-Pro Ve MAI-Voice-2-Flash Modellerini Duyurdu
Microsoft MAI-Image-2.5-Pro ile görsel üretim ve düzenleme alanında yeni nesil yapay zekâ yeteneklerini kullanıma açtı. Şirket ayrıca daha düşük maliyet ve yüksek hız sunan MAI-Voice-2-Flash modelinin teknik ayrıntılarını da paylaştı. Microsoft MAI-Image-2.5-Pro, şirketin bugüne kadar...
Google Gemini Spark AI Pro Abonelerine Sunuldu: Kişisel Yapay Zeka Ajanı Daha Fazla Kullanıcıyla Buluşuyor
Google Gemini Spark artık ABD'deki Google AI Pro aboneleri için kullanıma açılıyor. Google Workspace entegrasyonları, otomatik görev yönetimi, zamanlanmış iş akışları ve kişisel yapay zekâ deneyimine dair tüm ayrıntılar haberimizde. Google Gemini Spark, Google'ın üretken...
Xiaomi Temmuz 2026 Güvenlik Güncellemesi 58 Cihaz İçin Yayınlandı: İşte Güncelleme Alan Modeller
Xiaomi Temmuz 2026 Güvenlik Güncellemesi küresel olarak dağıtıma çıktı. Toplam 58 Xiaomi, Redmi ve POCO modeli için sunulan yeni yama, kritik güvenlik açıklarını kapatırken sistem kararlılığını da güçlendiriyor. Xiaomi Temmuz 2026 Güvenlik Güncellemesi, dünya genelindeki...
Cisco Antares Yapay Zekâ Modelleri Yazılım Güvenliğinde Maliyet Dengesini Değiştiriyor
Cisco Antares modeli ailesi, yazılım projelerindeki güvenlik açıklarının tespitini çok daha düşük maliyetle gerçekleştirmeyi hedefliyor. Açık ağırlıklı yeni küçük dil modelleri, yerel çalışabilme yeteneği ve büyük yapay zekâ modellerine yaklaşan performansıyla dikkat çekiyor. Cisco Antares,...
Apple iPhone 18 Pro Üretim Hacmini Artırıyor: Foxconn Fabrikalarında Yoğun Mesai Başladı
Apple iPhone 18 Pro modelleri küresel lansman öncesinde seri üretim aşamasına geçti. Foxconn işe alımları hızlandırırken A20 işlemciden ekran teknolojilerine kadar merak edilen tüm ayrıntılar netleşmeye başladı. Apple iPhone 18 Pro modelleri, Eylül ayında gerçekleştirilmesi...
Cilde Boya Gibi Uygulanan Yeni Elektrot Teknolojisi Biyometrik Takibi Değiştirebilir
Cilde Boya Gibi Uygulanan Yeni Elektrot Teknolojisi ile geliştirilen yeni polimer yapı, kalp ritmi, kas hareketleri ve beyin sinyallerini yüksek doğrulukla takip etmeyi hedefliyor. Yeni sistem, klasik elektrotların terleme ve hareket sırasında yaşadığı bağlantı sorunlarına...
Hooma Magpulse Slim Manyetik Powerbank Serisi Türkiye’de Satışa Sunuldu
Hooma Magpulse Slim serisi Türkiye pazarına giriş yaptı. 3.000 mAh ve 5.000 mAh kapasiteli iki yeni manyetik powerbank modeli; ince tasarımı, kablosuz şarj desteği, Power Delivery teknolojisi ve güvenlik özellikleriyle mobil kullanıcıları hedefliyor. Hooma Magpulse...
Apple Live Notes İle Genius Bar Görüşmelerini Yapay Zekâ Destekli Notlara Dönüştürüyor
Apple Live Notes sistemi, Genius Bar teknik destek görüşmelerini otomatik olarak metne döküp özetleyen yeni bir yapay zekâ çözümü olarak test ediliyor. İşte sistemin çalışma şekli, gizlilik ayrıntıları ve çalışanların gündeme getirdiği tartışmalar. Apple Live...
Windows 11 İle Linux Karşılaştırması Şaşırttı: Aynı Donanımda Kazanan İş Yüküne Göre Değişti
Windows 11 ile Linux karşılaştırması, üst düzey donanımla gerçekleştirilen 99 farklı testte dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Yapay zekâ uygulamalarında Windows 11 öne çıkarken, video kodlama tarafında Linux dağıtımları önemli avantaj elde etti. Windows 11...
Google Chrome Find And Fill With Gemini Özelliği Form Doldurma Deneyimini Değiştiriyor
Google Chrome Find And Fill With Gemini özelliği Chrome Canary sürümünde test edilmeye başladı. Gmail ve Google Fotoğraflar verilerini kullanabilen yeni sistemin çalışma mantığı, gizlilik yaklaşımı ve kullanıcı deneyimine etkileri haberimizde. Google Chrome Find And...
Hayat Kimya Yapay Zekâ Destekli Enerji Yönetim Sistemini Kocaeli Kampüsünde Devreye Aldı
Hayat Kimya Yapay Zekâ Destekli Enerji Yönetim Sistemi, Kocaeli Kampüsü'nde enerji üretimi ve tüketimini gerçek zamanlı analiz ederek yaklaşık 65 milyon dolarlık yıllık enerji bütçesinin daha verimli yönetilmesini hedefliyor. Hayat Kimya Yapay Zekâ Destekli Enerji...
Samsung Tandem OLED Ekran Teknolojisi 1600 Nit Parlaklık Ve Daha Uzun Kullanım Ömrü Sunuyor
Samsung Tandem OLED Ekran Teknolojisi, 1600 nit tepe parlaklığı, VESA DisplayHDR True Black 1400 sertifikası ve uzun kullanım ömrüyle dizüstü bilgisayar ekranlarında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. İşte teknik ayrıntılar ve ilk kullanılan model. Samsung...
iOS 27 Beta 4 Yayınlandı: Apple TV, ProRes Log 2 Ve Yeni iPhone Donanımına İşaret Eden Değişiklikler Geldi
iOS 27 Beta 4 güncellemesi geliştiriciler için kullanıma sunuldu. Apple TV uygulamasındaki yeni otomatik indirme sistemi, ProRes Log 2 desteği, Siri arayüzündeki yenilikler ve gelecekteki iPhone modellerine işaret eden sistem referansları tüm ayrıntılarıyla bu haberde....
Google Pixel 11a Tensor G6 İle Performansını Güçlendirmeye Hazırlanıyor
Google Pixel 11a için erken paylaşılan bilgiler, Tensor G6 işlemcisi, daha parlak ekranı, yeni modem çözümü ve güncellenen donanımıyla serinin önemli bir değişime hazırlandığını gösteriyor. İşte şimdiye kadar ortaya çıkan tüm ayrıntılar. Google Pixel 11a,...